ayaga kalkmanin zamani geldi

Bu tehlikenin farkında mısınız?

Yasaklar kalkar kalkmaz dışarı çıkın.

Hiçbir şey olmamış, olmuyormuş gibi.

İlk iş berbere gidin. 

Saçınız kesilsin, enseniz tıraşlansın.

Cüppeli biri “2000’e yakın selefi dernek silahlandı” desin, umursamayın.

Boya yaptırın. Manikür ve pedikür de. Belki biraz da röfle.

Bir yazar, “50 kişiyi öldürecek silahımız var. Ben bizim sitede 3-5 kişiyi listeledim” diye konuşsun.

Gülüp geçin.

Bir mağazaya girin. Bir gömlek alın. Bir etek. Yeni bir ayakkabı. Bir çift çorap. Ya da eşarp. 

Bir gazeteci “Biz sokağa çıkarsak karınızı, çocuğunuzu nasıl koruyacaksınız? Milyonlarca kişiyi öldürürüz” gibi laflar etsin.

Kulak asmayın.

Yürüyen merdivenle bir üst kata tırmanın. Bir kitap alın. Mutfağa ufak tefek kap kacak. Telefona yeni bir kılıf. 

Darbeden bahsetsin birileri.

Başka bir dil konuşurlarmış gibi, işitmeyin bile, işitseniz de anlam vermeyin.

Lokantalar ne zaman açılacak deyin.

Meyhaneler? Kafeler? Barlar? 

Bu yaz tatile çıkamayacak, hiç denize giremeyecek mi insanlar?

Ya 15 Temmuz günü dağıtılan silahlar?

Saklı silahlar?

Kayıp silahlar?

Ruhsatsız silahlar?

Bunlar hakkında yazılanlar bir kulağınızdan girsin, öbür kulağınızdan çıksın. 

Köprüde askerlerin boğazını kesenler kimlerdi?

Yaşadığınız bu ülkede kim neyin hesabını ne zaman kime verdi?

Bunları nasıl merak etmediyseniz, şu anda olan biteni de merak etmeyin.

Siz başka şeyleri merak etmeyi sürdürün.

Maçlar, deyin, ne olacak, ligler ne zaman başlayacak, bunca insan bir daha ne zaman at yarışı oynayacak?

Sağlık personelinin hangi şartlarda çalıştırıldığıyla nasıl ilgilenmiyorsanız, baroların işlevsiz kılınmaya çalışılmasıyla da öyle ilgilenmeyin.

Yapı marketler de açıldı nihayet, diye sevinin. 

Gidin yeni bir musluk, çamaşır sepeti, fayans, şezlong, saksı falan alın.

AVM’deki dondurmacı hâlâ açılmamış diye hayıflanın. 

Çocukları hamburgerciye götürmek için gün sayın. 

Uçak biletlerine bakın. 

Ne zaman hayat tam olarak normale dönecek, diye söylenin. 

Hayat nedir ve normal nedir, yine hiç düşünmeyin.

Akıl almaz iddianamelerle tutuklu olarak yargıladığı gazetecileri salgın tehlikesine rağmen hapiste tutan...

15 Temmuz’un sorumlusu saydığı askeri öğrencileri müebbetle yargılayan...

Muhalif akademisyenleri asılsız suçlarla itham ederek üniversitelerden atan...

Devletin laiklikle olan bütün bağlantılarını gözünüzün içine baka baka tek tek kopartan...

İrili ufaklı mafyaların meydan savaşlarına kim bilir ne niyetle seyirci kalan...

Salgın sürecinde hastalıktan çok muhalefetle savaşmayı ve kendini, varlığını korumayı marifet sayan iktidarın size vaat ettiği hayattan ve normalden kuşkulanmadığınız sürece;

Bu ülkede, hayalinizdeki hayat da normal de koronadan öte, darbe söylentilerinin gölgesindeki siyasi tehditlerle büyük tehlikede. 

Mine SÖĞÜT - 13 Mayıs 2020

Son Yazılar